Kendimi hiç bilmediğim fakat hep hikayelerini duyduğum bir yerde buldum.
Bulutların dağlarla, dağların güneşle, güneşin ise burada yaşayan insanlar ile barışık olduğu Beyköy'de insaların yüzü gülüyor ve yabancı gördüğünde hemen selam veriyor.
Güneş ve geldiğim gün yağan yağmur buradaki insanlar için bereket, her taraf çiçekler ile bezeli.Köy etrafı tepeler ve ağaçsız olmasına rağmen köy içerisinde ağaçlar mevcut.
Resimlerin büyük hallerini görmek için üzerlerine tıklayınız.
Beyköy Günlüğü (13 Temmuz 2010)
07:00 - Uyanış ve Kars kahvaltısı. (Kete, çeçil peynir, köy peyniri, Kars kaşarı, ev yapımı beyaz peynir, bal, tereyağ vb.)
10:00 - Kars-Beyköy yolculuğu. Beyköy'lü Yakup Dede ve keyfli bir sohbet ile yaptığımız yolculukta çam ormanlarında koza toplanması, hasıdadan bahsederken Selim'de mola verdik.
10:10 - Selim-Beyköy arasındaki tahli yolda yol yapımı var. Yolda bazen kuzenim Zihni Abimle durarak arabaya zarar verebilecek taşları temizledik.
Sırası ile Kekeç Köyü, Bezirgan Geçidi, Döşkaya Tepesi (dağcılar için ilginç bir yer), Boğaz çeşmesi (Müslüm Abi ile dinlenme tesislerindeyiz), Zelle Köyü, Ağcakala (televizyondan herkezin tanıdığı Gülperi Teyzenin köyü), Karakale, İmirhan, Karcık'dan geçerek yolumuza devam ettik.
12:50 - Yolda 80 yaşında olan Asım Dayı ile karşılaştık, durup selam verdik. Bir kaç dakika içinde hayatını bizlere anlattı, diğerlerinin bilmesine rağmen.
2 kez evlenmiş, ilk eşinden 7, ikinci eşinden ise 5 çocuğu varmış, her iki eşinde vefat etmiş. Çocuklarının hepsi okumuş; profosör, doktor, polis, öğrentmen varmış içlerinden, ama şimdi yalnızmış.
Resimlerin büyük hallerini görmek için üzerlerine tıklayınız.
16:00 - Köy gezisi.... değirmen, artık çalışmayan köy çeşmesi, kazlar, köy camiisi, uzaktan baktığımız köy düğünü, Bekir Dayı'nın eski evi ...
Resimlerin büyük hallerini görmek için üzerlerine tıklayınız.
18:00 - Leman Teyze'nin (İzmit'ten Yalçın Abinin annesi) evinde akşam yemeği davetindeyiz.
19:00 - Mehmet Hoca'nın daha önceki iki gece Allah-u Ekber dağlarının ötesindeki sularda tutuğu kırmızı benekli alabalıkların ızgaranısı akşamın serin esitisinde yedik.
Tarihçi Mehmet Hoca ile alabalık tarihçesi hakında konuşurkende leziz balıkların büyüsüne kapılıp resim bile çekmeyi unuttuk..: )